İnsan Sonrası Sanat: Mekânın Yapısal Üretimi
Fuente:
Zenodo
Salvato in:
| Autore principale: | |
|---|---|
| Natura: | Recurso digital |
| Pubblicazione: |
Zenodo
2025
|
| Soggetti: | |
| Accesso online: | |
| Tags: |
Aggiungi Tag
Nessun Tag, puoi essere il primo ad aggiungerne!!
|
| _version_ | 1866901215981338624 |
|---|---|
| author | Lütfi Akdeniz |
| author_facet | Lütfi Akdeniz |
| contents | <p>Amaç: Bu çalışma, insan-sonrası (posthümanist) sanat anlayışı çerçevesinde mekânın yapısal üretimini inceleyerek, sanatın ontolojik, estetik ve teknolojik dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Posthümanizm, insan merkezli klasik hümanist paradigmayı aşarak, insan-dışı aktörleri—teknoloji, yapay zekâ, malzeme ve çevresel unsurları—sanatın üretken ortakları olarak kabul eden bir yaklaşım sunar. Bu bağlamda çalışma, mekânın sanat üretiminde edilgen bir yüzey olarak değil, öznelliğin üretildiği, yeniden dağıtıldığı ve teknolojik-biyolojik etkileşimlerle sürekli dönüştürüldüğü dinamik bir bilişsel organizma olarak nasıl konumlandığını tartışmaktadır. Kuramsal çerçeve; Andrea Barcaro’nun nomadik öznelik ve postkolonyal beden politikaları, Iglesias Garcia ve Paniotova’nın posthüman ütopyaları, Tronca’nın beden–mekân ilişkisine dair kinetik analizleri ile Rosi Braidotti, N. Katherine Hayles, Donna Haraway ve Karen Barad gibi düşünürlerin posthümanist yaklaşımlarına dayanmaktadır.<br>Yöntemler: Araştırmada nitel yöntem kullanılmış; doküman analizi, örnek olay incelemesi ve kuramsal söylem çözümlemesi teknikleri bir arada yürütülmüştür.<br>Bulgular: Bulgular, posthümanist sanatın mekânı yalnızca sergileme yüzeyi olmaktan çıkararak, veriye dayalı, etkileşimli ve üretken bir sistem olarak yeniden tanımladığını göstermektedir. Bu doğrultuda Refik Anadol’un veri estetiği yaklaşımı, Walter Benjamin’in “auranın kaybı” kavramıyla ilişkilendirilerek teknolojik yeniden üretim, sanal mekân ve deneyim estetiği ekseninde değerlendirilmiştir.<br>Sonuç: Sonuç olarak, insan-sonrası sanat, özne ile nesne arasındaki sınırları bulanıklaştırarak mekânın estetik, etik ve bilişsel boyutlarda aktif bir özneye dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bu değerler dizisi, çağdaş sanat pratiğinde hem mekânın işlevini hem de insanın varoluşsal konumunu yeniden tanımlayan kapsamlı bir dönüşüm sunmaktadır.</p> |
| format | Recurso digital |
| id | zenodo_https___doi_org_10_5281_zenodo_18098941 |
| institution | Zenodo |
| language | |
| publishDate | 2025 |
| publisher | Zenodo |
| record_format | zenodo |
| spellingShingle | İnsan Sonrası Sanat: Mekânın Yapısal Üretimi Lütfi Akdeniz Posthümanizm Mekân Estetiği Yapay Zekâ Sanatı Veri Estetiği Aura <p>Amaç: Bu çalışma, insan-sonrası (posthümanist) sanat anlayışı çerçevesinde mekânın yapısal üretimini inceleyerek, sanatın ontolojik, estetik ve teknolojik dönüşümünü analiz etmeyi amaçlamaktadır. Posthümanizm, insan merkezli klasik hümanist paradigmayı aşarak, insan-dışı aktörleri—teknoloji, yapay zekâ, malzeme ve çevresel unsurları—sanatın üretken ortakları olarak kabul eden bir yaklaşım sunar. Bu bağlamda çalışma, mekânın sanat üretiminde edilgen bir yüzey olarak değil, öznelliğin üretildiği, yeniden dağıtıldığı ve teknolojik-biyolojik etkileşimlerle sürekli dönüştürüldüğü dinamik bir bilişsel organizma olarak nasıl konumlandığını tartışmaktadır. Kuramsal çerçeve; Andrea Barcaro’nun nomadik öznelik ve postkolonyal beden politikaları, Iglesias Garcia ve Paniotova’nın posthüman ütopyaları, Tronca’nın beden–mekân ilişkisine dair kinetik analizleri ile Rosi Braidotti, N. Katherine Hayles, Donna Haraway ve Karen Barad gibi düşünürlerin posthümanist yaklaşımlarına dayanmaktadır.<br>Yöntemler: Araştırmada nitel yöntem kullanılmış; doküman analizi, örnek olay incelemesi ve kuramsal söylem çözümlemesi teknikleri bir arada yürütülmüştür.<br>Bulgular: Bulgular, posthümanist sanatın mekânı yalnızca sergileme yüzeyi olmaktan çıkararak, veriye dayalı, etkileşimli ve üretken bir sistem olarak yeniden tanımladığını göstermektedir. Bu doğrultuda Refik Anadol’un veri estetiği yaklaşımı, Walter Benjamin’in “auranın kaybı” kavramıyla ilişkilendirilerek teknolojik yeniden üretim, sanal mekân ve deneyim estetiği ekseninde değerlendirilmiştir.<br>Sonuç: Sonuç olarak, insan-sonrası sanat, özne ile nesne arasındaki sınırları bulanıklaştırarak mekânın estetik, etik ve bilişsel boyutlarda aktif bir özneye dönüştüğünü ortaya koymaktadır. Bu değerler dizisi, çağdaş sanat pratiğinde hem mekânın işlevini hem de insanın varoluşsal konumunu yeniden tanımlayan kapsamlı bir dönüşüm sunmaktadır.</p> |
| title | İnsan Sonrası Sanat: Mekânın Yapısal Üretimi |
| topic | Posthümanizm Mekân Estetiği Yapay Zekâ Sanatı Veri Estetiği Aura |
| url | https://doi.org/10.5281/zenodo.18098941 |